Blog Sayfam

En büyük devrim, öz sevgidir.

Öz sevgi, kendimizi, öz benliğimizi sevmemiz nedir? Çoğu zaman narsizimle karıştırılan öz sevgi aslında hayatta kalmamız ve hayatla mücadele etmemiz için gerekli olan bir şeydir. Bu hayata geldiğimiz ilk yıllarda aslında doğal olarak yaptığımız bir şey vardır: mutlu olmak. Çocukları aklınıza getirin. Akıllarını estiklerini yaparlar, hoplarlar, zıplarlar, tırmanırlar, yeme dediğini yerler, ye dediğini yemezler, kolayca en ufak şeyle oyalanır eğlenirler ve bol bol gülerler. Bir şeye üzülseler bile iki dakika sonra unuturlar. Çünkü küçük çocuklar özellikle okul çağı öncesi çocuklar sürekli anı yaşarlar. Kaynağa yani sevgiye daha yakınlardır çünkü.

 

 

Çocuklar büyüdükçe etraftan komutlar duymaya başlarlar. Yapma! Elleme! Yeme! Çıkma! Sus! Cevap verme! Ağlama! Bak kaç yaşına geldin hala…! Hepimizin çocukken duyduğu şeyler bunlar maalesef. Tabi ki ailemizden bir de “seni seviyorum” dendiğini de defalarca duymuş olabiliriz. Ama yine de çocuklar yavaş yavaş sessizleşirler. Daha az gülerler, daha az akıllarına estiği şeyleri yaparlar çünkü “büyümüşlerdir”. Nedense büyüdükçe sanki birçok şeyi kısıtlamamız gerektiği öğretilir bize. Büyürken çocuklara “kendini sev”, “sen değerlisin” “kendine kızma, “yine denersin” çok az söyleniyor maalesef. Sürekli alınan komutları duydukça ve büyüdükçe de biz kendimize kızar oluyoruz: “neden şimdi böyle dedim?” “salak mısın?” “şimdi herkes sana bakıyor, ne yaptın böyle?” “ne sızlanıyorsun?” “salak şey!” “yine çok yedim” “iğrenç görünüyorsun”.  Tabi bunlar bize ebeveynlerin söyledikleri olmasa da eleştirilmeye, yargılanmaya alışmış oluyoruz. Onu öğreniyoruz ve kendimize de bunu yapıyoruz. Peki ya bize kendimizi sevmemiz öğretilse hayat nasıl değişir? İçimizden doğal olarak gelen sevgiyi kendimize karşı duysak hayatımız ne kadar farklı olur? 

 

Kendimizi sevince ne oluyor peki? Bizi mutlu eden şeyleri yapıyoruz ve kendimize iyi bakıyoruz. Yapmaktan en çok hoşlandığımız şeyi işimiz haline getiriyoruz. İşimizi sevgiyle yapıyoruz. Sevgiyle yaptığımız işte başarılı oluyoruz. Öncelikle şunu belirteyim ki başarı = para değildir. Başarı = mutlu olmaktır. Bunu anca egosuz kendinizi sevdiğinizde anlayabileceksiniz. İhtiyacınız olan daha az şey ve daha çok yaratıcılık olacaktır. Yaratmak derken kitap yazmaktan ya da resim yapmaktan bahsetmiyorum. Yaptığınız işe kendinizden bir şey katmaktan bahsediyorum. Kendi karakterinizi işinize yansıtmaktan, sadece işinize değil hayatınıza yansıtmaktan bahsediyorum. Yemek yaparken, ev temizlerken, tasarım yaparken, satış müdürlüğü yaparken, güzellik uzmanlığı yaparken, çay demlerken ☺ her ne yapıyorsanız, yaptığınıza kendinizi yansıtmaktan bahsediyorum.

 

Peki, ülkenin bu zor döneminde kendimizi sevsek ne olacak? Karmaşa da yaşıyoruz diyebilirsiniz. İnanın sevgi egosuz var oldukça önce kendimizden başlayan devrimler, zaman içinde çevrenize, ülkenize, dünyaya yayılır ve gerçekten arzu ettiğimiz dünyalarda yaşayabiliriz. Kendi içimizde gerçekleştirdiğimiz devrimler gerçekten çok önemli. Kendimizi ve hayatı nasıl algıladığımızı değiştiren ve dolayısıyla nasıl yaşadığımızı değiştirecek olan devrimlerdir. Ben buna “özsevgi devrimi” diyorum çünkü yeniliklerle ve değişikliklerle hayatımızı kökten sallayacak ve güzelleştirecek değişimlerdir.

 

Benim yapmaktan en çok zevk aldığım şey insanlara yardım etmektir. Ama sadece insanlara yardım etmek için yola çıktığımda, yani bunu insanlar için yapmaya çalıştığımda, kendimi unuttuğumu fark ettim. Bu yolculuğa bu beni çok mutlu ettiği ve bunu sevdiğim için, “kendim” için yapmaya başladığım anda değişim gerçekleşti. Çünkü ilk durumda aslında kendimi unutmuş oluyordum. Ama aslında kendimi unutursam, kime faydam dokunabilir ki? Öyle değil mi? Ben kendimi nasıl sevdiğimi anlattıkça ve bundan mutlu oldukça, benim hikayemden ve yarattığım kendini sevme eğitimlerinden daha fazla insanın faydalanmaya başladığını fark ettim. En önemlisi de bende gerçek devrim başlamıştı, çünkü bunu öncelikle kendim için yapmaya başlamıştım. Kendimi sevdiğim ve kendime saygı duyduğum için.

 

Zor dönemlerden de geçsem, içinde bulunduğum çevrede zor koşullar da olsa mutlu olma cesaretini ve riskini kendi içimde buluyorum. Çünkü buna her ne olursa olsun hepimiz değeriz. Kendimizi sevdikçe anı yaşabilir ve çevremizle ve doğa ile daha uyumlu olabiliriz. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi anı yaşayıp, etrafımıza dikkatimizi verebildiğimizde yaşadığımız her sorunu daha kolay çözebilir. Karşılaşabileceğimiz her güçlüğe karşı daha sağlam olup hayatla mücadelemiz kolaylaştırabiliriz.

 

Kendini Sevme Sanatı eğitimlerine başlamak isterseniz ya da daha detaylı bilgi almak isterseniz bana info@yesimatesci.com adresinden ulaşabilirsiniz. 

 

Sevgiyle kalın <3

Yeşim

kendinizi sevin, hayatla mücadele, yaşam koçluğu

Please reload

Başlıca Yazılar