Blog Sayfam

Kalbimin tamtamlarının beni götürdüğü yer: Karanlığın Bilgeliği

 

 

 

 

"Ah! İnzivanın tadını ağzımda ve duygusunu rahmimden tüm bedenime yayıldığını hala hissediyorum. Kalbimin tamtamlarının sesini dinleyerek gelmiştim bu inzivaya. Mutlaka orada ol, seni bekleyen bir şey var orada diye...ta yılbaşında niyet etmiştim. Gerçekten de öyle oldu İda* beni tüm yumuşaklığı ile rahmine aldı.


Bu inziva gerçek hayattan bir kaçış olmadı benim için. Ayaklarımın yere sağlam bastığım, köklendiğim, doğa ve çevremle bağ kurduğum, doğanın doğum-ölüm-doğum döngüsünü hatırladığım, tüm duyularımın arttığı, rahmimin yaratıcı potansiyelini gördüğüm, korkularımı ve utancımı hissedip yas tuttuğum, neşem ve parıltımla çılgınca dans ettiğim, bırakmak istediklerimi ateşe attığım ve külleriyle et bedenimde yeniden can bulduğum hayatın ta kendisini gösteren bir inziva oldu.


“Gerçek hayattan bağınızı koparmayın” demişti Didem ilk ya da ikinci gün. Yani yakınlarınızı arayın, fotoğraf çekin, isterseniz sosyal medyaya girin. Normal olan alışkanlıklarınızdan tamamen kopmayın. Benim için inzivada duyduğum en önemli cümlelerden biriydi bu. Neden önemli olduğunu döndükten sonra daha iyi anladım. Her gün bedenimizde gevşemeyi, rahatlamayı, nefes almayı hissetmeyi yeniden hatırladığımız, çeşitli bedensel pratiklerle hayata geçirdiğimiz öğretiler gerçek hayatı yaşarken hep yanı başımda olacaktı. Her kapandığımda, her tetiklendiğimde kimsenin beni açmasını beklemeden hissetmek için kendim açılacaktım. Kendimizi güvende hissettiğimiz ve benim gibi 12 kız kardeşten oluşan bu güzel ortamda, hep beraber kapandık, içimize çekildik, ağladık, hatta bağırdık zaman zaman, sessiz kaldık, güldük, yumuşadık, açıldık kendimize ve birbirimize.

 

Çenem gevşek mi? Nefesim düzgün mü? Bedenim gevşek mi?**

 

Bir ağaç kadar esnek olabilir miydim? Onun kadar genişleyebilir miydim? Hem merkezimde durup tohumlarımı atıp hem de meyve verebilir miydim? Onun kadar dıştan cap canlı taptaze görünüp, içimde her bir katman ile yıllarımı barındırabilir miydim? Köklenip bağ kurabilir miydim? Derin nefes alıp, nefesimle, sesimle, dansımla önce kendime şifa olabilir miydim? Doğa ile bir uyum içinde yaşayabilir miydim? Vahşice sevişip, okyanus gibi dalgalanıp, bir göl gibi durağın olabilir miydim? Doğa ana gibi kucak açan, gök baba gibi her şeyi kapsayabilir miydim?


Zihnim sürekli kendime bunları soruyordu.


İkinci günün öğlen arasında suya girdiğimde hayatımda ilk defa doğaya, kutsallığa, Tanrı ve Tanrısallığa bu kadar yakın hissettim kendimi. Hayatı ve canlılığı suya atladığım taşta, yüzdüğüm suda, aldığım nefeste, baktığım mas mavi gökyüzünde ve tüm bedenimde. Evet cap canlı ve kutsaldım, o andan sonra içimdeki tanrıçaya en güzel şekilde hizmet edecektim. Beni İda'da bekleyen tam da kendimdi. Eğitimlerini verdiğim ve uyguladığım Kendini Sevme Sanatı Eğitimime inanılmaz bir hediye gelmişti. Kendini sevmeyi hatırlatırken hissetmeyi de hatırlatabilecektim… Beden – ruh – zihin’e artık vücut da tüm duyuları ile eklenmişti. Hayatımın her anı kutlamaya, hissetmeye yaşamaya değerdi. Korkularımdan kaçmadan, kalbim aşk dolu yumuşayabilecek ve bu yumuşaklığı herkes ile paylaşabilecektim.

Tüm kalp açıklığı ile bizi İda’nın rahmine, oradan da kendi rahmine alan ve alan tutan Didem’e, Vahşi Kadın Akademisi'ne ve kız kardeşlerime minnettarım.

 

*İda: Kaz Dağları
** Çenem gevşek mi? Nefesim düzgün mü? Bedenim gevşek mi? : Didemin bize her pratikte sorduğu sorular. "

Fotoğraflar: Zeynep Başkurt - Yeşim Ateşçi Keleş

 

Yeşim Ateşçi Keleş
Kendini Sevme Sanatı
0531 344 45 73
info@yesimatesci.com
www.yesimatesci.com

 

"KARANLIĞIN BİLGELİĞİ"
2-7 Ağustos
3-8 Ekim
Kaz Dağları

www.wildwomanacademy.com
didemcivici@hotmail.com
05302203663

Please reload

Başlıca Yazılar