Blog Sayfam

2009'daki anneler gününü hatırlarken fark ettiklerim...

10.05.2018

 

Kendini sevmek sadece yolculuklara çıkmak, doğada sevdiğin şeyleri yapmak, masaj yaptırmak, yoga yapmaktan çok gerçekten hissetmek iliklerine kadar o anki yaşadığını acıyı ya da sevinci. O anı, fark etmek, teşekkür etmek, kendini yok saymamak ve her anın içinde nefes almaktır.


Kendini Sevme Sanatı Eğitimimi yazmadan ve kendimi sevme yolculuğum başlamadan nasıl bir haldeydim, küçük bir pencere açıyorum size kalbimden...

 

2009'daki ilk anneler günüm. Deniz 8 aylık benim saçlarım kırmızı ve kısa.
Bir yandan en güzel aylarımı geçirirken bir anne olarak, bir yandan da kendi varoluşumu evliliğimde yaşadığım sarsıntılar yüzünden yok saydığım zamanlar... Tanrıya şükürler olsun ki gözlerim bu miniğe baktığım her an ışıldıyordu. 

 

Her şeyi mükemmel yapmaya çalışmak o zamanlarda bende çok vardı. Hamilelikten 6 ay önce sigarayı bırak, üç ay önce folik aside başla, tam ayarladığın tarihte hamile kal, her şey mükemmel gidiyor gibiydi, ruh halim ve ben hariç tabi. 

 

Sanırım üçüncü dördüncü ayda kanamalar başladı, doktor alışveriş arabası bile itemezsin ona göre dikkatli ol dedi. Hareketim inanılmaz kısıtlıydı ve 7. ayda kendimi apandisit şüphesiyle acilde bulmuştum. 24 saat beklememiz gerektiğini, her an ameliyata alma riskinin olduğunu, ameliyat olursak her ikimizinde ölüm riski olduğunu söylediler. Bekledik... ve saatler sonra kendiliğinden tüm etkileri geçti. 

 

Sonraki iki ayı yatarak geçirdim. 9. ayın sonunda 90 kilo olarak doğuma girdim ve 13 saat sonra sezenyan ile çıktım. Türkiye değil tabi hemen alsınlar, zaten ben de normal doğum olsun istiyordum, zaten Avustralya'da seçim şansın da yok. Bunun için tüm doğum derslerine gitmiş ve doğum planını en ince ayrıntısına kadar hazırlamıştım. Ama bebek stresliydi ve hiç bir şey planlandığı gibi gitmedi, yine bekledik... bu beklemeler bana "nefes al işte burada dur" diyordu... 13 saatin sonunda Denizim geldi ve her şeyi hafifletti bir anda. 

 

Tabi sırada emsizme vardı, tabi ki emzirecektim. Anne sütü vermek benim için olmazsa olmaz ve en ideal şeydi, emzirme dersleri, profesyonel pompa kiralamalar, sürekli sağmalar... ne çok efor ve uğraş... ama olmadı 40. günde süt bittti, bildiğin kendi kendine çekildi... Hemşire oğlumu tartıp kilo verdiğini söylediğinde kulaklarıma inanamıyordum. İstemey istemey formüle geçtik. Bana resmen bağırıyordu her şey: "Her şeyi kontrol edemezsin!" diye. Biliyor musun? Henüz bu bağırmaları duymuyordum. 3 yıl daha duymamaya devam ettim... Ta ki hazır olana kadar... 

 

Kendimi sevme yolculuğum 2011'de başlamıştı. Oradaki ben ile şimdi arasında ne çok farklılık ve farkındalık var. Katman katman özüme özsevgi ile indim, uzun soluklu bir yolculuk. Sadece yapmak değil, olmaktan geçen bir yolculuk... Niyet etmek ve kendini adamaktan geçiyor, sevgiyle adım adım... her nefeste... 

 

Yolculuğumun ilk meyvesi Kendini sevme sanatı eğitimim oldu. Öğrendiklerimi paylaşmak bana inanılmaz sevinç veriyor çünkü. Sonra Kendilerin seven çocuklar ve Kendinle buluşma. 
Özsevgimi devrimi benim tüm bedenimi sardıktan sonra, beni aşmaya başladı artık... yolculuk uzun ama sevgi dolu...

 

Oh! Ne çok şey var yazacak ve paylaşacak 💜
 

Please reload

Başlıca Yazılar

My self love journal 001

October 27, 2019

1/10
Please reload

En son yazılar